14 Kasım 2010 Pazar

yeni yazı ekleyemiyorum...ÇÜNKÜ HAMİLEYİM

Yeni yazı ekleyemiyorum, çünkü ne görsem miğdem bulanıyor, bayıla bayıla yediğim yemegin boş tenceresine bile bakamıyorum. Sanırım zorlu bi kaç ay beni bekliyor :) 8 haftayı tamamladık çok şükür geçtiğimiz günlerde de kalp atışlarrımız tespit edildi. Kalp atışlarını duymadan sizlerle paylaşmak istemedim. İnşallah hayırlısıyla kucağımıza da alırız. Heyecanlı bir bekleyiş içerisindeyiz :)
   Bir daha ki kontrolde daha net bir fotomuz çıkarsa onuda paylaşıcaz sizinle teyzeleri şimdilik kendinize iyi bakın. Bu aralıkta eski yazılarımı güncellemeyi planlıyorum beni (pardon bizi) yorumlarınızdan mahrum etmeyin hepinizi çok seviyoruz :)
   not: fotograf netten, sanırım biz mavi okun gösterdiği zaman dilimindeyiz...

31 Ekim 2010 Pazar

KAHVALTI KEYFİ


Önceki gün sabah evden çıktığımda hava hala karanlıktı. Sabah 7:30 da ders başlıyor. Dolayısıyla karanlıkta yollara dökülüyoruz. Arabayı zar zor park ettiğim yerden çıkardım, aslında park ettiğim yer çok uğraştıracak bir yer değildi. Hayırdır inşallah deyip yola çıktım zaten evden okul 5 dk yok bile. Aniden öyle bir yağmur indiki silecekler yetişmiyor. Okula güçlükle ulaştım. Bu kez arabada rehin kaldım ne şemsiye var, ne de ayakta çizme :) gün gezmesine gider gibi evden çıkmışım.
Arkadaşlar şemsiyeyle gelip almasa yürünecek gibi değildi.
İzmir'in havasına güven olmaz diye hep söylüyorlar ve ben de biçok kez buna şahit oldum ama bu kadar ani, bu kadar sağnak ilk defa rastladım.
Allah'ım afetinden esirgesin, isterse ne kadar aciz olduğumuzu bi çırpıda fark ettiriyor.
Gelelim soframıza bu sabah yağmuru görünce nerde o güzel yaz sabahları diye içimden geçirmeden duramadım. Keyifli bir sabahta bu sofrayı eşimle ikimize hazırlamıştım.Çok özel bişey değil belki ama keyifli bir sabahtı.

26 Ekim 2010 Salı

KREMALI ve MERCİMEKLİ ERİŞTE ÇORBASI



Merhaba
Şu tarifini bir türlü veremediğim çorbanın tarifini vermeye geldim. Aslında tarif kafamızda hazırdı ama şu göz kararı olayı vardır ya hepimizde, en iyisi dergiden yazalım diye düşündük. Önce ki yazımda da bahsetmiştim Fatmacım yaptı bu güzel çorbayı, sofradakilerin hepsi çok lezizdi tekrardan ellerine sağlık diyorum, tarife geçiyorum.

Malzemeler:
1 çay bardağı erişte
1 çay bardağı yeşil mercimek
4,5 bardak tavuk suyu
1 yemek kaşığı un
1 çay bardağı süt
1 havuç
1 çay bardağı krema
1 tatlı kaşığı tereyağı
1 tatlı kaşığı nane, tuz

Hazırlanışı:
Mercimeği üzerini geçecek kadar su ile pişirip süzün. Tavuk suyunu derin bir tencereye alın ve orta ateşte kaynatın. İçine erişteleride ekleyip 3 dk pişirin.
Küçük bir kasede un ile sütü çırpın ve tavuk suyuna ekleyin. Mercimeği ve rendelenmiş havucu ilave ederek kısık ateşte 15 dk kaynatın. Kreme ve tuz ekleyerek ocaktan alın.
Tereyağını eritip içine nane karıştırın ve bu karışımı çorbaya ekleyin.
Servise hazırdır efendim afiyetler olsun :)
Not: Tarif Lezzet dergisinin 146. sayısındandır.
Fatma'cım çorbanın içine tavuk parçacıklarıda koymuştu, gerçekten çok besleyici bir çorba ellerine sağlık arkadaşım :)


23 Ekim 2010 Cumartesi

KATMER POĞAÇA

Bu katmer poğaçaları papatyamda gördüm göreli aklımdan çıkmıyorlardı. Ramazanın başında İzmir de sonunu Kırşehirdeydim. Bişeyler yapmak istiyordum ama sıcaktan elim kolum kalkmıyordu.  Sonunda oruç sıcak falan dinlemedim, oklavamı elime aldım. Tarif çok zahmetli gibi görünse de aslında pratik bile sayılabilir. Aynen milföy gibi puf puf poğaçalarım oldu. papatyamın blogunda daha detaylı anlatımı var ben ayrıntıları fotoğraflayamadım.(malum İzmir'in sıcağın da oruç ağız poğaça yapmak kolay değil)
Bir önceki yazıda çorbanın tarifini vericem demişrtim . Birazdan tarifi almaya gidiyorum unuttum sanmayın sakın unutmam unutamam....
Annem için geçmiş olsun dileklerini ileten ve bu uzun aradan sonra beni yorumlarıyla destekleyen arkadaşlarıma tek tek teşekkür ederim. Allah razı olsun :)


Malzemeler:
1 su bardağı süt

1 çay bardağı sıvıyağ

1 yumurta (akı içine, sarısı üstüne)

20 gr yaşmaya (veya 1 yemek kaşığı kurumaya)

2 çay kaşığı tuz

2 çay kaşığı tozşeker

Aldığı kadar un (yaklaşık 3,5 su bardağı kullandım)



Arasına; 75 gr tereyağ (oda sıcaklığında yumuşatılmış)

yeteri kadar çekirdekleri çıkarılmış siyah zeytin



Yapılışı:

Mayayı çok az ılık suyla erittim. Ilık süt, sıvıyağ, tuz, şeker, yumurta akı ve un ile ele yapışmayacak yumuşaklıkta hamur yaptım. Mayalanmasını beklemeden 8 parçaya ayırdım. Her parçayı tabak büyüklüğünde açıp, üzerine yumuşak tereyağından ince bir tabaka halinde sürdüm. Hamurları üstüste dizerek, her parçada bu işlemi tekrarladım. En üsttekine yağ sürmedim. Üstüste dizilmiş hamurları fazla ezmeden yavaş yavaş 60-70 cm çapına gelinceye kadar büyüttüm. Sigara böreği sarar gibi kesip, arasına zeytin koyarak sardım. 30-40 dakika mayalandırıp, üzerine yumurta sarısı sürdüm ve 180 derecede üzerleri kızarana kadar pişirdim.

10 Ekim 2010 Pazar

GERİ DÖNÜŞ...


Merhaba arkadaşlar,
Elimde olmayan nedenlerle uzun bir ara vermek zorunda kaldım. Annem yaz tatili boyunca iki ameliyat geçirdi, bende bu yazı Kırşehir'de geçirdim, çok şükür annem şimdi daha iyi bende bayram sonrası İzmir'e döndüm. Malum okullar açıldı benim için ve bi çok öğretmen arkadaşım için yorucu bi maraton başladı.Bu öğretim yılı hepimiz için hayırlı olur inş.
    Bu arada sevgili eşim umre ziyareti yaptı. Allah kabul etsin inş. Anlattıkları o kadar keyifli ki Allah nasip ederse tekrarına beraber gitmek istiyoruz. Umreden neler getirdi kısmına gelince tabii ki hurma, zemzem, kabe kokusu, birde saolsun bana notbook getirmiş bu yazımı sizinle notbookumdam paylaşıyorum. Klavyesi biraz değişik ama biz zorda olsa anlaşıyoruz kendisiyle :) (elif,be,te,se...)

 Gelelim bu güzeller güzeli soframıza;
Geçtiğimiz günlerde Fatma arkadaşıma davetliydik 5 kişilik bir ekiple çok keyifli bir yemek yedik, Fatmacım yemek yapmayı çok sever yemekli misafir gelecekse menü fikirlerini ondan alıyorum. Okul çıkışı bir kaç saatte hazırladığı sofradan da anlaşılacağı üzere .Çok becerikli bir ev hanımı. Hani eli lezzetli derler ya eskiler aynen öyle...
  Bu kısa zamanda hazırlamış olduğu menümüz:
  • kremalı erişteli tavuklu çorba
  • közlenöiş kırmızı biber salatası
  • rus salatası
  • yeşil salata
  • et sote
  • mısırlı pilav
  • mücver
  • zeytinyağlı barbunya
Yemeklerin hepsi çok güzeldi ama çorba ayrıca enfesti fotoğrafı ve tarifi bir dahaki yazıda inş.
Sevgiler...

8 Haziran 2010 Salı

BOYKOT!!!



İSRAİLİN ZULMÜNE DUR DİYELİM!!!
    Mavi marmara yardım gemimize yapılam saldırı içimizi yaktı. Hepimiz çok üzüntülü günler geçiriyoruz. Beni en çok üzen ise bu boykot listeleri ile tekrar tekrar yüzümüze vurulan gerçek!!!
O gerçek israili bizim zengin ettiğimiz gerçeği;
Arielle çamaşır yıkayıp temiz titiz zannettik kendimizi,
Vakko eşarpla setretmeye çalıştık kendimizi,
Bir elimizde cipsimiz bir elimizde kolamız, üzerimizde markalı spor kıyafetlerimiz farkına varmadık hiç kardeşlerimize yapılan bu zulme ortak edildiğimizin...

'' Çok üzülüyorum olanlara'' diyip boykot diyince yüzü değişenlere seslenmek istiyorum;
- ... ama ben başka kola içemem ki...
- ... ama öbürleri temiz yıkamıyo ki...
Bu bahanelerle kendinizi kandırmayın nefsinizin esiri olmayın.

Aşağıdaki kıssaya kulak verin ve unutmayın  Bİ TARAF OLAN BERTARAF OLUR!!!

Nemrud, İbrahim Peygamber'in ateşte yakılması emrini verdikten sonra meydan yere odunlardan büyük bir yığın yapılmış.
Odunları tutuşturmuşlar sonra. Alevler o kadar yükselmiş ki bulutların tutuşacağını sanmış çocuklar. Korkmuş kaçmış bütün hayvanlar.

İbrahim peygamber'i mancınıkla ateşin tam orta yerine atacaklarmış askerler. Atacaklarmış ki Nemrud'un ne güçlü bir kral olduğunu anlasın, görsün; bir daha ona karşı gelmesin İbrahim Peygamber.
Bu sırada bir karınca ağzında küçücük bir damla su ile koşa koşa gidiyormuş. Hem de boyu göklere varan cehennemi ateşe doğru.

Başka bir karınca onun bu telaşını görüp sormuş hemen yanına yanaşıp: "Bu acelen niye? Nereye böyle?"

Ağzında bir damla su taşıyan karınca o bir damlayı ellerinin arasına alıp, "Duymadın mı" demiş, "Nemrud, İbrahim Peygamber'i ateşte yakacakmış. işte ateşin olduğu yere su götürüyorum."

Bu sözleri duyan karınca kendini tutamayarak uluorta kahkahalarla gülmeye başlamış. "Sen şu ateşe dönüp yüzünü hiç bakmadın mı?" diye sormuş. "Ne kadar büyük. Senin bir damla suyun ona ne yapabilir ki?"

Su taşıyan karınca, "olsun" demiş. "Hiç olmazsa hangi taraftan olduğum anlaşılır."

Tarafımızı belli etmek zamanıdır kardeşler...

14 Mayıs 2010 Cuma

Zeytinyağlı Enginar Dolması

 Merhabalar,

Yine ortalardan kayboldum arkadaşlarımda bu durumdan sitemkar oldular :(

Açıkçası bende anlamadım bana neler olduğunu elimi ne una ne şekere süresim gelmedi :)

Bu halimin sebebi için tek şüpeli aldığım kilolar olabilir. rejim yapayım dedim ama meyve yemeyen biri içn ara öğünleri savuşturmak zor oluyor; biliyorum bunlar bahane ancak daha sağlıklı beslenmek iin çaba gösteriyorum nasıl mı işte zeytinyağlı enginar;

 Tarif vermek değilde tarif etmek olucak benim yaptığım;

2 adet enginarım vardı ve ben enginar dolması yapmayı çok arzu etmekteydim.

Önce bi internet turu yapıp alt yapı oluşturdum. Enginarları yapraklarının arasını açarak tazyikli suyunaltında güzelce yıkadım. Sonra sirkeli suda beklettim.

Bu arada pirinç, soğan, dereotu, maydanoz,  şişe domates,zeytinyağ, tuz, karabiber, 1 limon suyu(daha başka ne koydum ki hatırlamıyorum :) ile hazırladığım  harcı enginarın ortasına yapraklarının arasına boş bulduğum heryerine doldurdum. Tencereye yerleştirip tencereye 1-2- bardak sıcak su koydum. Buharında pişti dolmalarım o altta kalan suyun lezzeti bile harikaydı.

Bayıldım yerken gerçekten çok hoş ve pratik bir yemek ayrıca enginarın yapraklarınında kullanılıyor olması çok önemli vitanmininden tam anlamıyla yararlanmış olduk :)

Enginar tabak olarak kullanıldığında daha maliyetli bir yemek oluyor açıkçası ama bu haliyle oldukça ekonomik ve daha sağlıklı:)

Ne övdüm yemeğimi iyiki bi dolma yaptın diyorsunuz arkamdan dimi?

Eeeeee o kadar aradan sonra o kadarcık olsun :)

6 Mart 2010 Cumartesi

Çanta Mimi

 Tubacım beni mimlemiş saolsun, çantamda ne var ne yok merak etmiş ben de şöyle bi dibini silkeledim çantamın dökülenler bunlar oldu :)

    *  kurşun kalem
    *  kırmızı tükenmez kalem (malum yazılı kağıtları kırmızı kalemle okunuyor)
    *  not defteri
    * anahtarlığım
    * arabamızın anahtarı
    * katlanabilen diş fırçam
    * katlanabilen tarağım
    * kağıt mendil
    * el kremi
    * mp4 çalar
    * cüzdanım
    * pili bitik saatim (bir yıldır çantada dolaşıyor artık bi pil taktırsam iyi olucak)
    * ıvır zıvırları derli toplu tutan  çanta içi nazar boncuklu  çantam
    * güneş gözlüğüm malum İzmir'e yaz geldi bile
    * öğrencilerimle ilgili not kağıtlarımın bulunduğu zarfım (gözlüğün arkasındaki siyah şey)


Bu da bir yıldır nerdeyse aralıksız kullandığım çantam şekli şemali bi değişik ama oldukça kullanışlı o beni bırakmadan ben onu bırakamıycam sanırım :)

 Kendisini boşaltım fotoğraflamaktan çekinmiyorum çünki kendisi sık sık kardeşim tarafından karıştırılır. Ne aradığını ben hala çözemedim. Geçenlerde, ''Öğrenciyken çantanı karıştırmak daha zevkliydi'' demesinden yol için aldığım kraker ve sakızları aradığı kanısına vardım :) Ablacım özledim bi uğrayım bu taraflara artık..

Ben kimseyi mimlemiyorum arkadaşlar çantasını dökmeye erinmeyen tüm arkadaşları etkinliğe katılmaya devet ediyorum :) Zira merak ediyorum :)

28 Şubat 2010 Pazar

Bisküvili Tavuk Göğsü2

Merhabalar bu aralar o kadar yoğundum ki bloğumun birinci yaşını bile kutlayamadım :)

Geçte olsa ilk tarifimi yenilemek, o günden bu güne geçen zamanda bana destek olan herkese teşekkür etmek istedim. Yorumlarıyla destek olan arkadaşlarımdan ALLAH razı olsun :)

Yaklaşık bir yıl kadar önce lilavemor bisküvili tavuk göğsüyle tatlı bir başlangıç yapmıştı blog aleminde...

Buyrun tarifimiz;

 malzemeler:
yarım paket kakaolu pötibör bisküvü
4 su bardağı süt
1 su bardağı un
yarım paket margarin
1 su bardağı şeker
1 paket vanilya
1 yemek kaşığı kakao
arakat için 1 su bardağı süt 1 paket krem şanti

hazırlanışı:
    İlk olarak kakaolu bisküvüleri ve kakaoyu birlikte rondoda çekip un haline getiriyoruz.
Hazırladığımız bisküvü tozunu geniş ve köşeli bir borcamın tabanına yayıyoruz.
    Tavuk göğsü için margarinle unu kavuruyoruz. İçine sütü ve şekeri ekleyip muhallabi kıvamına gelene kadar orta ateşte pişiriyoruz. Altını kapatınca 1 paket vanilyayı ekleyip mikserde 5 dk kadar çırpıyoruz. Muhallebiyi ince bir kat halinde her yana eşit gelmesine özen göstererek bisküvilerin üzerine döküyoruz.(döktükten sonra düzeltilirse bisküveler muhallabiye karışıyor) soğuyunca üzerini streç filmle kaplayıp 1 gece dolapta bekletiyoruz.
     Servis etmeden önce  kremşantiyi 1 s.b. sütle hazırlayıp üzerine yayıyoruz. İnce uzun dilimler oluşturup spatula ile ikiye katlıyoruz böylece 3 katlı bir pasta görüntüsü oluşuyor. Krem şantini içine hindistan cevizi veya damla çikolata da katabilirsiniz bence çok yakışır afiyet olsun.:)

Pudingli Kek



Çikolata krizim tutunca akşam sitelerde dolaştım biraz, portakal ağacında bu pratik tarifi buldum. Hatice hanımı da burdan kutlamak isterim yeni bebeğiyle mutlu bi ömür nasip etsin Rabbim :)
 Ufak tefek değişikliklerle kendi kek kalıbıma uyarladım.  Artık favori kekim budur yazarken bile bi dilim daha yedim :)

Malzemeler:
  • 4 yumurta
  • 1 su bardağı toz şeker
  • 1 paket puding (ben bitter çikolatalı kullandım)
  • 1 su bardağından bir parmak eksik  sıvı yağ
  •  1 su bardağından bir parmak eksik yoğurt veya süt (hatta tarifinde su bile olabileceği yazıyodu)
  • 2 su bardağı un  (kıvama göre artıp azalabilir)
  • 1 buçuk paket kabartma tozu
  • 1 paket vanilya
  • İsteğe göre damla çikolata bence çok yakışıyor. Gerçi bana bıraksanız çikolatayı herşeye  katıcam :)
Yapılışı :
Yumurtaları mikserde 5 dk kadar köpürtüyoruz sonra şekerle beraber köpürtmeye devam ediyoruz, kalan malzemeleri ekleyip karışımı yağlanmış kalıba döküyoruz. 175 derecede pişiriyoruz. Harika kekiniz hazır.

3 Şubat 2010 Çarşamba

Kıymalı Karnıbanar

 Karnıbaharı genelde kızartarak yaparız ama ben bu sefer yemeğini yapmak istedim. Hem daha sağlıklı hem daha kolay :)
Aklıma Leyla ablanın bloğunda gördüğün tarif geldi. Biraz kopya ile oldu bitti.

Karnıbaharları yıkayıp, tencereye dizdim üzerine küp doğranmış havuçları da ilave ettim. Ayrı bir yerde kıyma ve soğanı kavurdum salçasını ekledim. Bu harcı karnıbahraların üstüne yayıp az su ile kısık ateşte pişirdim bence güzel oldu.

17 Ocak 2010 Pazar

Hindistan Cevizli Pratik Pasta


Müberra Annem benim bu blog işine merakımı bildiği için gün toplantısında tadıp beğendiği bu pastanın tarifini benim için almış saolsun. Bende denedim çok beğendim sizlerle paylaşayım dedim. Gerçekten çok pratik ve lezzetli. Acil durumlar için harika bir alternatif... Yarısını bi kere de yedi bizim bay GÜRBÜZ :)

Bu arada yarın müfettiş amcalar gelcek teftiş var yani. ben buarlarda pastaydı kekti takılıyorum. İnşallah yarın bu saatlerde de bu kadar rahat olurum :)

Malzemeler:

hazır pasta keki (yarısını kullanıyoruz)

1 çay bardağı hindistan cevizi

1çay bardağı toz şeker

1 çay bardağı çekilmiş ceviz

2 yumurta

1 yemek kaşığı tereyağı

Bütün malzemeleri karıştırıp pasta tabanın üzerine yayıyoruz. 200 derecede üzeri kızarana kadar fırınlıyoruz.

bu kadarcık... Boşyere pratik demedik da :)

11 Ocak 2010 Pazartesi

Gün Işığı Ödülü

 
Bu ödülü Aysultan'ım bana layık görmüş saolsun beni çok mutlu etti. Ödülü bende arkadaşlarıma göndermeliyim ama blog alemiyle yeni tanışan biri olarak çok fazla arkadaşım yok malesef. Onun için ben ödülü 2 arkadaşıma göndericem;
papatya prenses
tuba
Arkadaşlıkların daim olması dileğiyle...

CEVİZLİ ERİŞTE


Aysultan'da cevizli erişteyi gördüm, dayanamadım bende yaptım. Erişte pilavı olarak yapar annem ceviz koymaz ama ceviz gerçekten çok yakıştı. Nasıl mı yaptım;



      2 su bardağı kadar erişteyi teflon tavada kavurdum. Kavurma işlemi hem bir görüntü veriyo hemde hamur olmasını önlüyor. 2 yemek kaşıgı tereyeğını ekleyip yağ eriyince 2 su bardağı kadar su ekleyip pilav gibi kısık ateşte demleme usulü pişirdim(suyunu eriştenize göre ayarlamanız lazım). Eriştenizin tuzu azsa suyuyle birlikte ekleyebilrsiniz. Ben cevizleri kıtır sevdiğim için demlenirken ekledim.



    Tek kelime ile harika oldu.



     Şöyle anlatıyım fotoğraf çekmek için ayırdığım şu küçücük kaseyi tok olmamıza rağmen eşimle paylaşamadık, daha doğrusu elinden kurtaramadım :)



    Deneyeceklere şimdiden afiyetler olsun...

6 Ocak 2010 Çarşamba

AŞURE


 2 yıldır aşure yapmaya niyetlenip niyetlenip bir türlü cesaret edemeyen blog sahibesi Bismillah deyip şeytanın bacağını kırmış bulunmaktadır. Allah herkezin niyetini içinde de benim niyetimi kabul etsin İnşallah. Annemin aşuresine benzetmeye çalıştım ama tabii ki o kadar güzel olması mümkün değil :)

      Tarifimiz bloglardan, annemden, arkadaşlardan derleyip toplamadır. Seneye daha ölçülü yapıp tarifini veririm İnşallah.

5 Ocak 2010 Salı

ARPACIK SOĞANLI ET SOTE

Bir et tarifyle yine burdayım :) Blogumuzun yazarı yani ben deniz oldukça et obur bir kişiyimdir. Hatta çocukluğumdan bu yana kurban bayramlarını çok severim. Her ne kadar kırmızı et zararlı densede ben dozu aşmadıkça Rabbimin bütün nimetlerinin faydalı olduğuna inanlardanımdır. Lavantin arkadaşımın blogunu ziyaret edip tandırı da görünce dayanamadım akşama et sote yaptım yaptım. Geniş bir zamanda da tandırı deniycem malumunuz pişmesi usulunce yapılırsa 8-10 saat sürebiliyor :)

Gelelim tarifimize;

500 gr kadar kuşbaşı dana etini clipsoda su katmadan orta ateşte haşlıyoruz.(ben yemeklere katacağım etleride bu şekilde öncen pişiriyorum dana eti sert oluyor malum. clipsonunz varsa bu şekilde 10 dk da pişiyor. yok ben tencerede yaparım derseniz tavsiyem çok kısık ateşte yavaş yavaş pişirmeniz yoksa etler sertleşir. ( Bu aşamada tuz atmayın etler sertleşir.)

Burdan sonrası çok kolay haşlanıp suyunu çekmeye başlamış etlerimize 7-8 adet arpacık soğan( ben 3 tanesini piyazlık olarar doğramayı tercih ettim. Bütün soğanları sevmiyorum e o zaman niye kattım yemeğe bizim ikinci şef (eşim) bayılıyorda onu için :) varsa 2 adet iri doğranmış yeşil biber(yoksa şart değil zaten bizde de yoktu :) tuz, karabiber, pulbiber, çok azcık kekik, çok azcık kimyon katıp kavurma işlemine geçiyoruz. Ben pişmesine yakın 1 su bardağı kadar domates sosu kattım. Suyuna ekmek banmak isteyenler domates bu aşamada şart.

Etler pişmiş soğanlar yumuşamışsa pişmiştir efenim afiyetler olsun...

Yorum yazan arkadaşlar isimlerini yazarlarsa sevinirim sonra düşündur kimdi bu elma ve ceviz seven arkadaş... Esroş sen misin?

2 Ocak 2010 Cumartesi

Cevizli Elmalı Kek

 Bu kekin tarifini Seçil arkadaşımın blogunda gördüm göreli denemek istiyordum. İçinde hiç yağ olmaması da ilgimi çekmesinde kuvvetli bir etken oldu sanıyorum. Çok lezzetli oldu ben çok beğendim.  Deneyecek olanlara şimdiden afiyetler olsun :) Tarifi aynen veriyorum.

MALZEMELER:

    * 4 tane yumurta
    * 1 su bardağı şeker
    * 1 su bardağı un
    * 1 tatlı kaşığı tarçın
    * 1 su bardağı ceviz
    * 3 yemek kaşığı kakao
    * 1 paket kabartma tozu
    * 2 orta boy elma

YAPILIŞI:

   1. Şeker ve yumurtayı 7-8 dakika çırpıcı ile çırpın.
   2. Unu, kabartma tozunu, tarçını ve kakaoyu karıştırın.
   3. Unlu karışımı eleyerek yumurtalı karışıma ekleyin, çırpıcı ile çok hafif çırpın, sadece malzemeler birbirine karışsın yeterli.
   4. Elmaları soyup, küçük küpler halinde kesin, cevizle beraber hamura ekleyin, tahta kaşıkla karıştırıp hafifçe yağladığınız tepsiye boşaltın.
   5. 170 dereceli önceden ısınmış fırında fazla kurutmadan pişirin

1 Ocak 2010 Cuma

Yumurta Salatası

 Misler  gibi taze köy yumurtası bulsanız ne yaparsınız?

Pişince içi kararmayan bir yumurta haşmalası yapmazmıydınız?

Evet aynen bende yumurta haşladım ve bu güzel salatayı yaptım.

Yumurta sarısının ne olduğunu unutucaz annemlerin getirdiği yumurtalar olmasa :)

23 Aralık 2009 Çarşamba

AVCI BÖREĞİ

İçli köfte niyetine yaptığım avcı böreklerim :)

Tarifimiz Altın Mutfak Börekler kitabından daha önce denemiş memnun kalmıştım avcı böreğinden, sizlerlede paylaşmak istedim. Kızartarakta yapanlar var ama haifif olması açısından ben fırında yapmayı tercih ediyorum.

 

Malzemeler

    *
      2 yufka
    *
      300-350 gr kıyma
    *
      1 soğan
    *
      1 çay bardağı ince bulgur
    *
      1 çay bardağı su
    *
      1 çay bardağı dövülmüş(çekilmiş) ceviz
    *
      tuz
    *
      karabiber, pul biber
    *
      1 yumurta
    *
      1 su bardağı galeta unu
    *
      1 tatlı kaşığı zeytinyağı   

    Soğanları küp küp doğruyoruz zeytinyağında pembeleştiriyoruz.Üzerine kıymayı ekleyip 2 dk. kavuruyoruz. Bulgur ve suyu ekleyip kısık ateşte 5 dk. pişiriyoruz. Kapağı açmadan 15 dk. bekletiyoruz. Cevizi, tuzu, karabiber, pul biberi ilave edip soğumaya bırakıyoruz.

    Yufkaları 8'e bölüp 1 kaşık kadar harçla sigara böreği gibi sarıyoruz.

1 yumurtayaı çırpıp hazırlıyoruz. Galeta ununuda yayvan bi tabağa alıyoruz. Sardığımız  börekleri önce yumurtaya sonra galeta ununa bulayıp tepsiye alıyoruz. 180 derecede  kızarana kadar pişiriyoruz. Afiyetler olsun.

    Yanına kışsa çay, yazsa ayran... Nefisssssssssss

11 Aralık 2009 Cuma

Zeytinyağlı Kereviz

  Bu sefer gerçekten zeytinyağlı yemek yaptım eminim son kararım :)

   Bu yemeği Müberra Annemden öğrendim çok güzel oluyor ben çok severek yiyorum. Kerevizi genelde sevmiyor insanlar ama ben çabuk alıştım tadına :)


Malzemeler:

    *
      iki adet kereviz
    *
      3 adet havuç
    *
      1 büyük kuru soğan
    *
      1 su bardağı haşlanmış nohut
    *
      yarım limon suyu
    *
       tuz

    Hazırlanışı:

Kerevizleri ayıklayıp limonla ovuyoruz. Yoksa kararıyor. Havuçları, kerevizleri doğrayıp  bir kenara alıyoruz. Kerevizin uç yapraklarınıda doğruyoruz.

   Soğanı yemeklik doğrayıp kavuruyoruz, diğer malzemeleri ve tuzunu katıp üzerini geçecek kadar su ekliyoruz. Limon suyunu katıp düdüklü tencerede 10 dk. kadar pişiriyoruz. Benim düdüklüm clipso normal düdüklüde pişmesi daha uzun sürebilir.

   Limon yerine portakal suyuda eklenebiliyormuş duyduğuma göre ama benim portakalım yoktu limon koydum bence yakıştı. İsterseniz patates katarak yemeğin miktarını artırabilirsiniz biz bu kadarını ancak bitiriyoruz onun için katmadım:)